Aşkın eşref saati… Kanımı yalayıp içime biriken suskuların hayalet cümleleriyle konuşmaktayım. Yitirerek susan ve kıyasıya tükenen sensin. Belki de sesimin ucundaki kundaklanmış ceset bundan. Ucumu...
Bir şiir okuyorum soğuk cama yaslanıp;"Yokluğun cehennemin öbür adıdırÜşüyorum kapama gözlerini" diye biten...Şimdi gözlerini kaparsan; gözlerindeki yıldızlar sönecek...Şimdi gözlerini kaparsan; maviler inan çok üşüyecek...
Nedensiz bir gidişti. Oysa, yalnızlığımın kuytularını O herkesten iyi bilirdi. Şimdi, o kuytuda saklanan küçük kızın, yalnızlığı dolanıyor boynumun kıvrımlarına ve ağlamaklı bir kuş, kırık...
Kalp yineliyor sesinde sesimi. Kalbim yeryüzünün en güzel simgesi oluyor. Ve sonra geçip gidiyor her şey... Gökyüzü sınanmasıdır yaşamamızın hep kendine dönen ışıklı caddelerden ve...
(Ben aşkı Debussy’den öğrendim, hani şu ilk notalarındaki ölçüyü sonrakilerin sırlarını çözmeden ele geçiremeyeceğiniz besteci. O yüzden edebiyatın müziği iyi olsa da aşkı eksik gelir...
Aşka ara verdiğim zamanlarda çaldın kapımı, yüz görümlüğü kadar kısa gelip geçtin içimden sana ait herşeyi bırakarak.. Sonra, sonra lâl kırmızı gün batımlarında aradım hep...
Gittin...Ben, arkandan sadece baktım.Oysa; söyleyecek o kadar çok şeyim vardı ki..."Gidersen iyiye dair ne varsa içimde yitireceğim hepsini.Gidersen sönecek içimdeki ateşve bir daha hiç kimse...
Kaç alın yazdıysan bana, kendimin saydım biliyorsun.Kaç adım kaldıysa adına, zincirleme kazadır hepsi…Sussam,gözlerin neyi hak edecek ki… Yarı çıplak bir iklimin serüvenine takılmıştı gözlerim.Kabuğu soyulmuş, hamsı...
Tilki ormanda gezmektedir. bir agacin dalinda asili bir geyik budu gorur.Actir ama suphelenir kontrol etmeye baslar ve gorur ki bu bir tuzak.Geyik budu bir iple...
Son zamanlar yaptıklarıma bakma ne olursun, Benim aklım başımda değil Bir yusufçuk kuşunun günaydını çınlıyor penceremde. Ne çabuk bitti gece? Ya uyku; neden gelmedi göz...
Bir düşün gizlendiği karanlıktan seni çekip alacak kelimeleri bulamadım hala. Bulduğun kelimelerin güçsüzlüğü karşında takındığım ezikliğimi anlamandan korkuyorum. Susuşlarım ondan. Oysa sevgi denen şey arsız...
Ne vakit dost meclislerinde kurulu cümlelerde adını çağrıştıran iki kelam edilse; hava gibi,su gibi,toprak gibi; ekmeğime kan damlar... geceme kan... ANLA BENİ BENİ ANLA YADA...
Gözlerinin söyledikleri bana yetiyor da, içimdeki sevginin tarifini yapamıyor kelimelerim, gözlerimin senden ögrenecekleri var! Yüreğimin sevgisini gözlerine yansıtabiliyor mu gözlerim? ne kadar da acizim. ne...
Senin sevginin verdiği sıcaklıkla ısıtıyorum yüreğimi ve her gece yatağıma uzandığımda sesinle süslüyorum hayallerimi. Gecenin karanlığına inat gözlerinin pırıltısıyla aydınlatıyorum kalbimi. Ve her gözlerimi kapatışımda...
Kapım önce açılıyor, sonra kapanıyor...Merdivenlerden inişini, ayakseslerini duyuyorum. Yüreğindeki sıkıntıyı, o ürkek yorgunluğunu, birazdan kentin o karanlık akıntısına bırakacağın ruhunun telaşlı sancısını duyuyorum buradan....
sen... diye başlayan mektuplar yazdım bu gece sana.... bir kez daha umudun kapısı kapanır kapanmaz, sayfalara bıraktım parmaklarımı... oysa bir an için herşeyin güzel...
Az önce fark ettim de başucumdaki saat durmuş tam ikiyi on geçe… dün ben o saatlerde sendeydim.. aklımda sana ait binlerce soru ile boğuşuyordum.. ömrümü...